MAMMOGRAFİ

MAMMOGRAFİ

Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Dünyada her 10 kadından birisi hayatının herhangi bir evresinde bu hastalığa yakalanma riskine sahiptir. Ailede meme kanseri öyküsü olan (anne, teyze, kız kardeş, anneanne), hiç emzirmemiş ve doğum yapmamış kişilerde bu risk daha da artmaktadır. Mammografi günümüzde tarama amaçlı olarak en sık kullanılan görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Dünyada uzun yıllardan beri güvenilir bir şekilde kullanılmaktadır. Mammografi cihazlarının teknolojisindeki yeni gelişmeler sayesinde oldukça düşük X – ışını dozu ile memenin görüntülenmesi sağlanabilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kadınlara 35-50 yaş arasında bir kez mammografi çekilmesini önermektedir. Buna referans mammografi adı verilmektedir. Bu grafi özellikle ileri yıllarda çekilecek mammografiler ile kıyaslama yapmak için iyi bir baz oluşturmaktadır. Bu nedenle mammografi filmlerinin ve raporunun iyi saklanması gereklidir. Dünya Sağlık Örgütü 40-50 yaş grubunda 2 yılda bir, 50 yaşından sonra ise yıllık periyodik mammografi çekimini önermektedir. Ancak yüksek risk grubundaki hastalarda veya uzman hekimin gerekli gördüğü (örneğin muayenede ele kitle gelmesi, meme başında çekilme, ciltte kalınlaşma, meme başından kanlı akıntı gelmesi, koltuk altında beze oluşumu vb.) durumlarda erken yaşlarda ve daha sık aralıklarla mammografik inceleme yapılabilir. Mammografi özellikle kanserin erken evresinde küçük kireç birikimlerini (mikrokalsifikasyon) saptamada oldukça hassastır. Meme yapısı karmaşık olan ve dens meme yapısı olarak adlandırılan kişilerde mammografi duyarlılığı azalmaktadır. Ayrıca mammografide saptanan kitlelerin katı mı, yoksa içi sıvı dolu kist mi olduğu ayırt edilememektedir. Böyle durumlarda mamografiye ek olarak ultrason yönteminden yararlanmaktayız. Merkezimizde mammografi çekilen hastaların büyük çoğunluğuna ultrason tetkikini uygulamaktayız. Bazı kitleler ve küme tarzında kireç birikimleri mammografi ile, bazı kitleler ise ultrason ile saptandığından, iki yöntem birlikte kombine kullanıldığında tanı değeri artmaktadır. Şunu unutmamak lazım: mammografi ve ultrason birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Özellikle erken yaş grubundaki bayanlarda veya adet dönemlerinde göğüste ağrı ve şişkinlik ile ortaya çıkan iyi huylu kistlerin tespitinde ilk tercih edilen yöntem ultrason olmalıdır. Meme incelemesi sadece mammografi ve ultrasondan ibaret değildir. Altın kurallardan birisi de 20 yaşından itibaren kişinin kendi kendine düzenli meme muayenesi yapması ve yıllık uzman hekim muayenesine başvurmasıdır. Meme kanseri erken saptandığı taktirde yaşamı tehdit eden bir felaket değildir. Ayrıca erken teşhis sayesinde bazen memenin tamamı değil, sadece tümörlü kısmı alınmakta ve büyük operasyonlara gerek kalmamaktadır. Ülkemizde kadınlar mammografik tarama konusunda isteksiz ve duyarsız bir konuma sahiptir. Bu durum bilinç düzeyinden ziyade ihmal veya “bir şey çıkma” korkusundan kaynaklanmaktadır.

Mammografi çekilirken, uzman hastayı gerekli konuma getirerek her bir memeyi ayrı ayrı görüntüler. Her memenin çekiminde, meme film taşıyıcı plakalar üzerine dikkatlice yerleştirilir ve nazikçe iki levha arasında bastırılır. Bu levhalar genellikle şeffaf cam elyafından ya da başka şeffaf plastiklerden yapılmışlardır. Bu sıkıştırma memenin düzleşmesine neden olur, bu da dokunun daha başarılı görüntülenmesini ve incelenmesini olası kılar. Dokunun aldığı ışın miktarı da azalır.

Bazı Mammografi merkezlerinde, uzmanlar mammografi öncesi meme derisi üzerine yapışkan yer belirleyiciler koyabilirler. Bu işaretlemenin amacı, yaralar gibi kanser ile ilgisi olmayan ancak yanlış değerlendirmelere yol verebilecek oluşumları belirlemek olabileceği gibi, mammografi yapılmasına neden olun bulunmuş kitle gibi potansiyel alanları işaretlemek de olabilir. Bazı mammografi merkezlerinde, her zaman meme ucuna bir işaretleyici konulur ve radyologlar bu işaretleyiciyi bulguların yerlerini belirlemek amacı ile kullanırlar.

Mammografi çekilirken, bir X ışını kaynağı çalıştırılır ve oluşan X ışınları sıkıştırılmış olan memenin içinden geçerek, memenin altındaki filmi kasetine ulaşırlar. Film kaseti içinde bulunan özel bir fosfor tabakası, üzerine düşen X ışınları oranında ışık fotonu oluşturur ve bu ışık fotonları röntgen filmi tarafından kaydedilir; filmde kararma oluşur. X ışınları farklı yoğunluktaki ve tipteki dokulardan farklı oranlarda geçtiği için, memenin iç yapısı görüntülenmiş olur. Bu iki aşamalı görüntüleme yöntemi, duyarlılığı yüksek röntgen filmleri ve düşük enerjili X ışınları kullanılarak yapıldığı için memenin çok detaylı görüntüsünü olası olan en az radyasyon miktarı ile üretir. İşlenmiş mammografi filmleri radyologlar tarafından değerlendirilirler. Radyologlar değerlendirmelerinde her iki memenin mammografisini birbirleri ile ve yeni mammografileri eskileri ile karşılaştırırlar. Değerlendirmede radyologlar gölgelere ve meme dokusu yoğunluğunun dağılımına bakarlar. Mammografi parmak izi gibidir, kadından kadına oldukça fazla farklılık gösterir. Aslında hiçbir mammografi diğer bir mamografiye benzemez. Bu nedenle, kontrollere giderken daha önceki kontrollerin yalnızca raporlarını değil, bu kontrollerde çekilmiş mammografi filmlerinin de götürülmesi büyük önem taşır. Daha önce çekilmiş mammografi filmleri ile yeni çekilen filmler arasında küçük farklar kansere erken aşamada tanı konmasını sağlayabilir.

Memeler, yağ, bağ dokusu ve salgı bezlerinden oluşmuşlardır. İyi huylu ve kanser olan lezyonlarda dahil olmak üzere, meme kitleleri mammografi filmi üzerinde beyaz bölgeler olarak görünürler. Yağ mammografi filmi üzerinde siyah olarak görünür. Bunun dışındaki her şey (salgı bezleri, bağ dokusu, tümörler, mikrokalsifikasyon gibi diğer önemli anormaliteler) mammografi filmi üzerinde değişik düzeyde beyaz olarak görünür.

Mammografi çekilirken maksimum oranda dokunun görüntülenebilmesi için meme bir miktar sıkıştırılır. Memenin sıkıştırılması bir miktar rahatsızlık yaratsa da, bu yalnızca mamografinin çekilmesi için gerekli olan kısa bir süre içinde sona erecektir. Mammografi çekilirken sert bir sıkıştırma ve basınç hissedebilirsiniz ama bu size acı verecek düzeyde olmamalıdır. Eğer acı duyarsanız, mammografi teknisyenine durumdan haberdar etmelisiniz. Memenin mammografi çekilirken sıkıştırılmasının nedenleri:

*Meme sıkıştırıldığında meme dokusu daha geniş alana yayılır, üst üste gelmeler en az düzeyde olur ve dolayısıyla memenin anatomisi ve olası anormallikler daha iyi görüntülenebilir. Örneğin, yetersiz oranda yapılan sıkıştırma mikrokalsifikasyonların kötü görüntülenmesine yol açar, mikrokalsifikasyonlar minik kalsiyum birikmeleridir ve genellikle meme kanserinin erken işaretlerindendir.

*Normal yapılara ait gölgelerin üst üste gelerek, şüpheli bir görüntü oluşturma olasılığı azalır.

*Daha ince bir doku incelenecek olduğu için daha az oranda X -ışınına gereksinim olur.

*Memenin hareket etmesine engel olarak, görüntülerin bulanıklaşması önlenir.

*X-ışının kalın doku içinde dağılarak, görüntü kalitesini düşürmesine engel olunur.

Mammografi, özel bir röntgen cihazı yardımıyla her iki memenin sıkıştırılarak çeşitli pozisyonlarda filmlerinin alınmasıdır. Mammografi çekimi esnasında meme dokusunun iyice sıkıştırılmasının amacı, daha küçük lezyonları görebilmek ve radyasyon dozunu en düşük seviyeye indirmektir.

Mamogramlar yorumlanırken genellikle önceki yıllardaki görüntüler de dikkate alınır. Bu nedenle mammografi filmlerinin ve raporlarının muhafaza edilmesi ve düzenli olarak radyoloji uzmanına sunulması son derece önemlidir.

Mammografi memedeki değişiklikleri hastanın kendisi ya da doktoru tarafından hissedilemeyecek kadar küçük iken görüntüleyebilir. Ele gelen kitle varsa, ele gelen kitle varsa bunun kanser olup olmadığının belirlenmesinde kullanılır.

40 yaş üzeri kadınlarda yıllık periyodik olarak yapılması önerilen mammografi meme kanserinin erken teşhisi ile hayat kurtarmaktadır. Şişli Florence Nightingale Hastanesi’nde tam alan dijital mammografi ünitesi kullanılmakta olup bu sistemin pek çok avantajı bulunmaktadır. Bu sistem standart mammografiye kıyasla daha fazla ayrıntı ve bilgi verir. Çekim süresi daha kısa olup radyasyon dozu klasik sisteme göre % 30 ila 40 oranında daha azdır. Çekimler daha konforludur. Elde edilen filmler arşivlenebilir ve filmler kaybolsa da görüntüler arşivlenmiş olduğundan eski incelemelerle mukayesesi yapılabilir. Aynı zamanda bulunan bilgisayar destekli tanı (CAD Computer Aided Diagnosis) sistemi sayesinde mammografik filmler bilgisayarlar aracılığı ile gözden geçirilmekte ve yalancı negatif sonuçların önlenmesi sağlanmaktadır. Gerektiğinde hastanemizde özel sistem aracılığıyla memeden vakumlu kor biyopsi yapılabilmekte ve meme kanserinin erken bulgusu olan mikrokalsifikasyonların kesin tanısı çok daha kolay şekilde yapılabilmektedir.

Kontrol ve tanı amaçlı olmak üzere mammografi ikiye ayrılabilir:

*Kontrol amaçlı mammografi, hiçbir şikayeti olmayan kadınlarda olası meme kanserlerini erken aşamada teşhis etmek için kullanılır. Kontrol amaçlı mammografi düzenli olarak yapıldığında erken tanı olasılığını artırarak tedavinin başarıya ulaşma şansını önemli bir ölçüde arttırır. 40 yaşını geçen her kadının yılda bir kez kontrol amaçlı mammografi yaptırması önerilmektedir. Göreceli olarak daha yüksek risk taşıdığı var sayılan kadınlar doktor önerisi ile daha erken yaşlarda bu uygulamaya başlayabilirler.

*Tanı amaçlı mammografi kitle bulunması ya da meme akıntısı gibi meme ile ilgili şikayeti olan kadınlar ile kontrol amaçlı mammografisinde normal olmayan oluşumlar bulunan kadınlar için uygulanan bir yöntemdir. Tanı amaçlı mammografi daha detaylı bir işlemdir ve bu nedenle kontrol amaçlı mamografiden daha uzun zaman alır. Tanı amaçlı mammografi kuşkulu dokunun tam yerini, boyutunu belirlemek ve çevre dokuyla lenf bezlerini görüntülemek amacı ile yapılır. Daha önceden meme kanseri geçirmiş kadınlar ve memelerinde protez bulunan (Silikon vb.) kadınlar tanı mammografisi yaptırırken daha fazla açıdan görüntülenebilirler.

Mammografi yapılırken alınan görüntüler

Kontrol amaçlı mammografi yapılırken, memeler ayrı ayrı görüntülenir. Bu işlem sırasında

*Tipik olarak yukarıdan (cranial-caudal görüntü, CC)

*Ve bir açıyla, eğimli olarak (mediolateral-oblique, MLO) görüntü alınır.

CC Görüntüsü    Oblik Görüntüsü

Tanı amaçlı yapılan mammografide de memeler ayrı ayrı görüntülenir. Bu işlem sırasında kontrol amaçlı mammografide alınan görüntülere ek olarak, problem ile ilgili ek görüntüler alınır. Bunlar arasında;

*Dışarıdan içeriye doğru yandan alınan Lateromedial (LM) görüntüsü

*Memenin ortasından dışarıya doğru alınan Mediolateral (ML) görüntüsü

*Büyütülerek yukarıdan alınan CC görüntüsü

*Problem görülen alan sıkıştırılarak alınan görüntüler vardır.

Bunlara ek olarak bazen, her iki memenin iç kısmını görüntülemek amacıyla alınan “vadi görüntüsü” alınır. Bu görüntü alınırken her iki meme de görüntüleme yerine konur ve aralarındaki bölge ile içe bakan kısımları görüntülenir.

Bu görüntülerde normal olmayan yoğunlukta dokular saptandığında, daha detaylı görüntüleme işlemlerine başvurulur.

Mammografi uygulamaları “konvansiyonel” ve “dijital” olarak yapılabilmektedir. Her iki uygulamanın başlangıç prosedürleri aynıdır. Yani memeye kompresyon uygulanır (memeler sıkıştırılır) ve X ışını kullanılarak görüntü elde edilir. Ancak görüntü bilgileri konvansiyonel mammografide röntgen filmi üzerine, dijital mammografide bilgisayar ortamına kaydedilir.

Analog görüntülerin (normal röntgen filmini oluşturan gri skala bilgileri) dijital bilgiye çevrilmesi 3 yöntemle yapılmaktadır; film digitizer kullanımı, computed radyografi (CR) ve dijital radyografi (DR).

Düz grafilerin dijitalizasyonu : Konvansiyonel düz grafilerin, digitizer kullanılarak dijital veriye çevrilmesidir ve en az verimli metottur. Bu metodun büyük departmanlarda filme dayalı sistemden PACS’a geçiş aşamasında yararlı olduğu bildirimektedir. Ancak mamografilerdeki detay kaybı fazla olacağından rutin kullanımda tercih edilmemektedir.

CR : CR tekniği, dijital veri elde etmek için konvansiyonel radyografi ekipmanını kullanan bir tekniktir. Konvansiyonel film yerine, burada yüklü bir plaka radyasyonu almaktadır. Daha sonra bu plaka dijital görüntü oluşturmaktadır.

DR : Hastayı geçen radyasyonu direkt olarak dijital bilgiye çeviren elektronik dedektörlerin (alıcıların) kullanıldığı bir metottur. Üç metot arasında en pahalısı olmakla birlikte hasta yükü fazla olan departmanlarda dijital veri elde etmek için en pratik yoldur.

Günümüz bilgisayar teknolojisinde kaydedilen büyük gelişme, dijital radyolojik sistemlerin de aynı tarzda gelişmesini sağlamış, farklı birçok dijital radyolojik yöntem geliştirilmiştir. Görüntü verilerinin dijitalizasyonu gerek arşivleme gerekse rekonstrüksiyon denilen görüntünün yeniden işlenebilmesinde çok büyük yararlılıklar sağlamıştır. Ayrıca elde edilen görüntülerin “network” iletişimleri aracılığıyla çekimlerin gerçekleştirildiği yerden farklı merkezlere transferi, görüntü verilerinin bilgisayar aracılığı ile değerlendirilmesi ve yorumlanmasını sağlamıştır.

Mammografi çekimlerinde hastanın mutlaka 40 yaşın üstünde olması ve mutlaka hastanın doktordan istek belgesi olmalıdır. İstek belgesi olmayan hastalar için mutlaka doktordan teyit alınız. 40 yaşın altındaki hastalar mutlaka doktorlarından izinli kağıt getirmesi gerekmektedir.

Günümüz modern tıbbında ultrasonografi ve özellikle renkli Doppler vazgeçilmez bir görüntüleme yöntemidir.

Radyasyon içermemesi ve diğer tetkiklere oranla görece ucuz olması ultrasonografinin avantajlarıdır.

En önemli dezavantajı ise teknolojiye ve kullanıcıya olan bağımlılığıdır.

Ultrason, insanların duyabileceğinden daha yüksek frekansa (yüksekliğe) sahip olmasının dışında normal bir sestir. Çocuğunuzun cildine temas ettirilen prob adı verilen bir aletten vücuda gönderilen ses iç organlardan yansır. Geri dönen ekolar aynı prob tarafından alınır ve bilgisayarlar aracılığı ile işlenerek ekranda görüntülenir. Çoğumuz bu inceleme sırasında herhangi bir acı, ısı veya titreşim hissetmez. Probun cilt üzerinde daha rahat hareket etmesi için kullanılan jel inceleme öncesi hafif ısıtılmalıdır.

Ultrason Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kan damarlarınızın incelenmesi için Doppler ultrasonografi tetkiki yaptıracaksanız ultrasson ile ilgili bilginiz olmasına veya geçmişte bu tetkiki yaptırmış olmanıza rağmen hala sorularınız olabilir.

Bu sorular Amerikan Ultrasonografi Enstitüsü (AIUM)’nün yayımlanmış verileri göz önüne alınarak cevaplandırılmaya çalışılmıştır.

Ultrason insan kulağının duyamayacağı yükseklikte frekansa sahip ses dalgasıdır. Cildin üzerinde gezdirilen bir prob yardımıyla vücuda gönderilen ses iç organlardan geri yansır. Yansıyan dalgalar (ekolar) prob tarafından tekrar alınır ve elektronik bir cihaz yardımıyla iç organların ekranda izlenebilen görüntüleri haline dönüştürülür. Bu tip Ultrason 2 D veya iki-boyutlu ultrason olarak adlandırılır. Devamlı olarak değişen bu görüntüler videokasete veya film kağıdına kaydedilebilir.

Ultrasonografi (US)

Steteskop ile kalbi dinlemek kadar basit ve rahat bir uygulama şekli olan ultrasonografi ile iç organların yapısı ve hastalıklar anında (real-time) görüntülenebilmektedir. Ultra ses dalgaları (ultrasound) ile çalışan ultrasonografinin insan vücuduna hiçbir zararı olmaması bu inceleme tekniğinin bir avantajıdır.

İncelemeyi ultrason tetkiki konusunda profesyonel eğitim almış bir doktor yapar ve sonuçları değerlendirir.

Bilinen bir yan etkisi yoktur. Tanısal ultrasonun uzun yıllardır devam eden yaygın kullanımı herhangi bir yan etki ortaya çıkarmamıştır. Farelerde yapılan çalışmalar da tanısal ultrasonun herhangi bir yan etkisi olmadığını göstermiştir.

Ultrasonografi yüksek frekanslı ses dalgaları kullanılarak vücut içindeki organların ve diğer yapıların görüntülenmesidir.

Beş duyumuzdan bir olan işitme “ses” ile sağlanır. İnsan her sesi duyamaz; ancak 20-20000 Hertz arasındaki belli sesleri duyabilir. İnsanın duyamayacağı ses sınırı olan 20000 Hertz’in çok üstündeki seslerden tıpta yararlanılır. Bu yönteme “Ultra Sono Grafi” (USG) adı verilir. Frekansları çok yüksek olsa da bildiğimiz ses kullanıldığı için, tetkikin vücuda herhangi bir zararı yoktur. X-ışınları vb. zararlı radyasyon kullanılmaz.

Ultrason aletinin iki ana parçası vardır: Ana ünite ve prob. Tetkik esnasında incelenen vücut alanına konulan ultrason parçasına “prob” denir. Yüksek frekanslı sesle, prob içinde bulunan transdüser (çevirici) aracılığıyla elektrik enerjisini dönüştürülür. Vücuttan gelen ses dalgalarının oluşturduğu enerji de yine aynı şekilde transdüser aracılığıyla elektrik enerjisine çevrilir. Bu değişimler prob içindeki plazoelektrik kristallerde gerçekleşir. Böylece vücuttan gelen ses dalgaları görüntüye çevrilerek TV ekranında görünür hale getirilir. Oluşturulan görüntüye “sonogram” denir. Bu görüntüler printer (fotoğraf baskı aracı) ile anında kaydedilebilir.

Ultrason aletinin iki ana parçası vardır: Ana ünite ve prob. Tetkik esnasında incelenen vücut alanına konulan ultrason parçasına “prob” denir. Yüksek frekanslı sesler, prob içinde bulunan transdüser (çevirici) aracılığıyla elektrik enerjisine dönüştürülür. Vücuttan gelen ses dalgalarının oluşturduğu enerji de yine aynı şekilde transdüser aracılığıyla elektrik enerjisine çevrilir. Bu değişimler prob içindeki piazoelektrik kristallede gerçekleşir. Böylece vücuttan gelen ses dalgaları görüntüye çevrilerek TV ekranında görünür hale getirilir. Oluşturulan görüntüye “sonogram” denir. Bu görüntüler printer (fotoğraf baskı aracı) ile anında kaydedilebilir.

Ultrasonografi en çok, sıvı içeren organların ve yapıların incelenmesinde yararlıdır. Kemik gibi katı yapılar ve akciğer gibi hava dolu organlar (çok fazla sıvı içermediklerinden) ultrasonda iyi görünmezler. Fakat sıvı içeren organlardaki kitle ve katı oluşumlar izlenebilir. Ultrasonografi çeşitli alanlarda kullanılır. Batın (karın) içi organları incelemede (abdominal USG), kadın hastalıklarında (jinekolojik USG), gebelik ve doğum takibinde (obstetrik USG), kalp işlevlerinin ve yapısının incelenmesinde (ekokardiografi), meme dokusunun incelemede (mammografi) damarların-tiroid-testis-göz vb. organ ve yapıların incelenmesinde…. İncelenen organın yerine ve özelliğine göre, değişik ultrason cihazları ve problar kullanılır. Ultrasonografide prob, genelde (abdominal USG’de olduğu gibi) vücut üzerinde gezdirilir. Probun vücut içine sokulması yoluyla yapılan USG çeşitleri de vardır. Transvaginal, transrektal gibi.

Acil durumlar dışında hastanın 12 saat önceden aç olması, bir gece önceden ilaç vs. kullanarak bağırsaklarını boşaltması , (üst batın USG için) testten bir gün önceden yağsız diyet uygulanılması, (böbrek, mesane ve jinekolojik USG için) tetkikten 1,5-2,5 litre sıvı (su) içilerek mesanenin tamamen doldurulmuş olması gerekir. Tetkik genelde sabah yapılır. Bu şartların sağlanması durumunda, günün herhangi bir saatinde de yapılabilir.

Karın veya vücudun herhangi bir bölgesinin ultrason görüntüsü, o bölgenin çeşitli kesitleri alınarak elde edilir. Hasta önce sırt üstü, sonra (gerekirse) yüzüstü ve yan yatar; ultrason probu vücuda değişik açılarla temas ettirilir. Ses ötesi dalgaların vücut ile prob arasında kayba uğramaması için vücut yüzeyine jel sürülür. Jel, probile vücut arasında bir köprü oluşturur.

Karın içi organların ultrasonla incelenmesine, “amdominal ultrasonografi” denir. Tıpta karın yerine genellikle batın kelimesi kullanılır. Latincesi de abdomen’dir.

Abdominal Ultrasonografi, yapıldığı karın bölgesine göre ikiye ayrılır :

  • Üst Batın Ultrasonografi,
  • Alt Batın Ultrasonografi.

İkisi birlikte yapılırsa “Tüm Batın Ultrasonografi” adını alır.

Üst batın ultrasonografide şu organ ve yapılar incelenir :

Karaciğer, safra kesesi ve safra yolları, böbrekler ve böbrek üstü bezleri, dalak, pankreas, abdominal aorta ve VCI gibi ana damarlar, özofagus alt-uç.

Alt batın ultrasonografide ise :

Erkek ve kadında mesane; erkekte prostat; kadında uterus (rahim), overler (yumurtalıklar), tubalar, Douglas boşluğu incelenir.

Tüm batın ultrasonografide ayrıca lenfadenopati, kitle (tümör vb.), kist, sıvı toplanması gibi anormallikler de tespit edilebilir.

“Tüm Batın Ultrasonografi” tetkikinin gerektiği durumlar şunlardır :

*Karın ağrısı (birkaç saat önce başlamış veya sürekli olabilir)

*Ağrılı ve/veya kanlı işeme (bulantı ve kusma da eşlik edebilir), idrarın kesik kesik gelmesi

*Gözlerin ve vücudun sararması, karnın sağ-üst tarafında ağrı olması

*Ailede böbrek hastalığı, böbrek taşı, şeker hastalığı vb. hastalık olması

*Hazımsızlık, bulantı gibi hazım şikayetlerinin devamlı olması

*Karnın devamlı şiş olması

*Trafik kazası veya karına sert darbe alma gibi batın travmalarında (iç organ yırtılması veya kanaması riski varsa)

*Karında tümör (kitle), kist veya aorta genişlemesi düşünülen hastalarda

*Karın içi organların doğuştan anormalliği veya yokluğu düşünülüyorsa

*Organların boyutlarının veya yapısının tespiti için

*Genel sağlık taramasının bir parçası olarak (check-up amacıyla)

Ultrason ile en çok; böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu, safra kesesi ve safra yollarındaki taş ve enfeksiyon, dalak ve karaciğer büyümesi, (50 yaş üzeri erkeklerde) prostat büyümesi, kadın hastalıkları araştırılır. Gebelik takibinde de ultrason sıklıkla kullanılır.

  • Bağırsaklardaki gaz, gaita veya son iki gün içinde yapılmış bir tetkikten bağırsakta kalmış olan baryum gibi kontrast maddeler
  • Hastanın tetkik esnasında hareket etmesi (özellikle çocuklar)
  • Şişman kişilerde aşırı yağ dokusu
  • Ultrason yapılacak vücut bölgesinde açık yara bulunması

Yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde kalça ekleminin değerlendirilmesinde kullanılan basit ve ağrısız bir yöntemdir.

Doğumdan sonraki ilk günlerde yapılabilir. Anglo-Amerikan literatüründe işlem için en uygun zaman doğum sonrası 3. hafta ile 6. hafta arasıdır. Ancak 5-6 aya kadar (bebek kilolu değilse 10-12 aya kadar) yapılabilmesi mümkündür.

Bebek , bezi açık şekilde muayene masasına yan yatırılır. Ilık jel sürülmüş prob yardımıyla kalça eklemleri bacaklar düz ve kıvrılmış pozisyonda iken incelenir. Bebeğin ağlaması ve hareketleri işlemi güçleştireceğinden, sakin olması için inceleme öncesi doyurulması tavsiye edilir.

Genellikle 5-15 dakika içerisinde biter.

Kalça ekleminin anormal gelişiminin ya da yerleşiminin gösterilmesinde son derece duyarlıdır. İncelemenin sonucu çıkık saptanırsa tedaviye erken başlanmış olacağından ameliyata gerek kalmaz. Bacağı kurbağa pozisyonunda tutan bandajların birkaç ay kullanılması ile kalça tamamen normale döner. Tedavinin etkinliği de ultrasonografi ile takip edilir.

Erken çocukluk döneminde açıklanamayan topallama olduğunda, kalça ekleminin geçici sinoviti denen, eklem hareketlerini sınırlayabilen iltihabi durum ultrasonografi ile görülebilir.

Çocuğunuzun doktoru ultrason incelemesi istediğinde daha önce ultrasonla ilgili bilginiz olsa da bazı sorularınız olabilir. Aşağıdaki sorular Amerikan Ultrasonografi Enstitüsü (AIUM) temel alınarak cevaplandırılmıştır.

Ultrason, insanların duyabileceğinden daha yüksek frekansa sahip bir sestir. Cildin üzerine veya vajina gibi bir vücut boşluğuna yerleştirilen prob adlı bir cihazla vücuda gönderilen ses dalgaları iç organlar tarafından geri yansıtılır. Dönen sesler (ekolar) aynı prob tarafından alınarak bir bilgisayar vasıtasıyla monitörde resme dönüştürülür. Ultrason görüntüleri videoteyp, film veya kağıda kayıt edilebilir. Tanısal ultrason tetkiki genellikle sonografi veya ultrasonografi olarak adlandırılır.

Ultrasonun tıbbi amaçlı kullanımına bağlı bilinen zararlı bir etkisi yoktur. Tanısal ultrasonun uzun yıllardır devam eden yaygın kullanımı herhangi bir yan etki ortaya çıkarmamıştır. Hayvanlarda yapılan çalışmalar tanısal ultrasonun herhangi bir yan etkisi olmadığını göstermiştir.

Elle yapılan pelvik muayenenin sağladığı bilgiler yeterli olmayabilir. Pelvik ultrason ile rahim ve yumurtalıklar görüntülenebilir. Ultrason elle yapılan muayene bulgularını açıklamak için yardımcı olabilir veya ek bilgiler sağlayabilir. Pelvik ultrason tetkikinin en sık yapılma nedenleri:

*Kasık ağrısı

*Anormal vajinal kanama,

*Jinekolojik muayene sırasında şüpheli kitle araştırılmasıdır.

Bu konuda profesyonel eğitim almış doktor tarafından yapılır. Pelvik bölgenin ultrason tetkiki için iki yöntem vardır:

  1. Transabdominal Ultrason: Karnın alt bölgesinde cilt üzerine yerleştirilen bir prob yardımıyla yapılır.
  2. Transvaginal Ultrason: İnce çubuk şeklinde prob üzerine koruyucu bir kılıf geçirilerek buna kayganlaştırıcı bir jel sürülür ve vajinaya yerleştirilir.

10-15 dakika kadar sürer.

Abdominal inceleme sırtüstü yatar vaziyette yapılır. Daha iyi bir görüntü almak için mesane dolu olmalıdır. İşlemden önce su içmek ve idrara çıkmamak gerekir.

Vajinal inceleme jinekolojik muayene pozisyonunda yapılır. İşlemden önce idrar kesesi boşaltılmalıdır.

Bu karar tetkikinin yapılma sebebine bağlıdır. Bazı durumlarda sadece karın ultrasonu yapılması gerekebilir, bazı durumlarda ise sadece vajinal ultrason yeterli olacaktır. Ancak çoğu kez hem karın hem de vajinal ultrason gerekir. Bu kararı doktorunuz verecektir.

Her bir incelemenin ayrı avantajları vardır. Abdominal yaklaşımla tüm pelvik bölgenin panaromik görüntüleri alınabilir. Bu yolla iç organların birbiri ile ilişkisi görülebilir. Vajinal yolla, prob inceleme alanına daha yakın olduğu için daha iyi görüntüler elde edilir. Vajinal yolla yapılan ultrason tetkiki erken gebelik döneminde fetal kalp atışlarını görmek, rahimin iç tabakasını değerlendirmek ve yumurtalıklardaki bir kistin boyutlarını ölçmek için çok faydalıdır.

Ağrısız bir işlemdir. Genellikle jinekolojik muayeneden daha rahattır. Eğer vajinal kanama varsa, hamilelik olsa bile vajinal ultrasonun bir zararı yoktur.

Yüzeysel ultrasonografideki teknolojik gelişmeler skrotal patolojilerin hemen tamamının en ince detaya kadar ultrasonografi ile incelenmesini mümkün kılmıştır. Bir başka deyişle, ister testis içi isterse testis dışı olduğu düşünülsün, ağrı ya da ele gelen sert veya yumuşak bir kitle varlığında temel tanı yöntemi ultrasonografidir. Ancak, testisin enfeksiyonu ile kendi ekseni etrafında dönmesi durumu olan torsiyonunun ayırımı renkli Doppler ultrasonografi ile mümkündür.

Tiroid bezi boyunda yer alan ve metabolizmayı düzenleyen bir organdır. Diğer yüzeysel vücut organları gibi ultrasonografi ile kolaylıkla değerlendirilebilir. Tetkik ağrısızdır ve hazırlık gerektirmez. Tiroid ultrasonu guatr (tiroidin büyümesi), nodül (kistik, tümöral olabilir) araştırılması için kullanılabilir.

Jel sürülerek ses dalgası gönderen prob boyun üzerinde gezdirilir ve tiroid bezinden yansıyan ses dalgaları bilgisayar yardımıyla monitörde görüntü oluşturur. İncelemenin radyasyon riski yoktur. Tümör şüphesi varsa ultrason rehberliğinde ince iğne ile hücre örnekleri alınıp sitolojik inceleme yapılabilir.

Tiroid bezi görüntülenmesinde günümüzde ilk yöntem ultrasonografidir. Ancak tiroid bezinin cilde yakın oluşu nedeniyle bu konuda özelleşmiş ultrasonografi cihazları kullanılmalıdır (Yüksek rezolüsyonlu.) Ultrason kolaylıkla ulaşılabilen, ağrısız, radyasyon içermeyen ve damardan herhangi bir ilaç kullanımını gerektirmeyen bir yöntemdir.

Tiroid bezi hastalıkları (nodüller, guatr, tiroidit vb.) yurdumuzda çok sık karşımıza çıkmaktadır.

Terminolojik olarak anal ultrasonografi, rektal ultrasonografi, ERUS gibi isimler ile de anılmaktadır. Anüs ve çevre dokuların patolojilerinin incelenmesinde kullanılmaktadır. Küçük çaplı prob kullanıldığında anal kanal anatomisinin değişmemesi avantaj oluşturmaktadır.

  1. Anal inkontinans (gaz-dışkı kaçırma): Sfinkter kasları ve çevre dokuların sağlam olup olmadığı görülmektedir.
  2. Bilinen rektal ve/veya anal kanser: Hastalığın evresini (yayılımını) belirlemede kullanılmaktadır. Ayrıca, tedavi sonrası hastalığın durumunu belirlemede de kullanılabilmektedir.
  3. Perianal fistül: Anüs çevresindeki akıntılı durumlarda genellikle, altta yatan bir fistül (iltihabi traktüs) vardır. Fistülün tedavisinden önce yayılımı ve şekli belirlenirse tedavi başarısı artmaktadır. Bu nedenle fistüllerin trasesini belirlemede tercih edilen bir yöntemdir.
  4. İç hemoroid: Anal kanal duvarında gelişen kıvrımlı toplardamarlar bu yöntemle kolaylıkla tanımlanabilmektedir. İnceleme sırasında anal kanal anatomisi bozulmadığından dolayı hemoroidlerin yerleşim yeri doğru olarak tanımlanmaktadır.
  5. Anüste çatlak (fissür) : Ağrılı bir durum olmakla birlikte günümüzde mevcut olan küçük çaplı problar rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Hasta yatar pozisyonda iken, (genellikle sol yanına yatmaktadır) 360 derece görüş açısı olan çubuk şeklinde problar ile inceleme gerçekleştirilmektedir. Tetkik endikasyonuna göre probun ucundaki balon, gazsız su ile şişirilmektedir. Fistülün iç ağzının anüs ya da rektuma açılımı konusunda şüphe varsa, fistülün dış ağzından küçük miktar hidrojen peroksid (oksijenli su) verilmesine gereksinim olabilmektedir.

İncelemeyi konusunda deneyimli radyoloji hekimi yapmaktadır.

Röntgen gibi iyonize radyasyon kullanılmadığından ultrasonun bilinen zararlı bir etkisi yoktur.

Genellikle hazırlığa gereksinim olmamakla birlikte rektal tümör evrelemesi gibi durumlarda fleet enema ile hazırlık gerekebilmektedir.

Bu yöntemde prob tarafından memeye gönderilen yüksek frekanslı ses dalgaları değişik dokulardan yansıyarak yine prob tarafından toplanır ve bilgisayarlar aracılığı ile monitörde görüntülenir, radyasyon içermez.

Muayenede ele gelen kilte veya mammografide anormal olduğu düşünülen bir alan ultrasonografi ile değerlendirilir. Ultrason özellikle tümör ile kisti (sıvı içeriklidir) ayırt etmekte faydalıdır.

Otuzbeş yaşın altındaki kadınlarda ilk kullanılacak tanı yöntemidir. Radyasyon içermediği için hamile kadınlarda meme incelemesinde ideal yöntemdir. Başka bir kullanım alanı da silikonlu memelerde sızıntı (kaçak) veya yırtık (rüptür) değerlendirmesidir. Ayrıca meme enfeksiyonlarının tanısında da güvenle kullanılır. Meme ultrasonu eşliğinde kist aspirasyonu ve biyopsi gibi girişimsel işlemler yapılabilir.

Sırtüstü yatar durumdaki hastanın memesine ses dalgalarının geçirgenliğini artıran bir jel sürülür. Prob meme cildinde yavaşça gezdirilir. Görüntüler ekranda izlenir.

Karşılaştırma gerekliliği nedeni ile iki meme de incelenmelidir. İşlem yaklaşık 20-45 dakika sürer.

X