PET-CT (PET-BT)

PET-CT (PET-BT)

PET, insan vücudundaki organ ve dokuların radyoaktif madde kullanılarak metabolik eğilimlerini belirleyen ve son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan güvenilir bir görüntüleme yöntemidir. Glukoz gibi basit şekere eklenen, pozitron ışıması yapan ve dokuda sinyal oluşturan bu radyoaktif madde (Flor-18) damar yolu ile hastaya verilir. PET cihazını çepeçevre saran ve dedektör olarak adlandırılan algılayıcılar, dokulardan oluşan bu sinyalleri toplayarak kaydeder. Kaydedilen bu sinyaller elektronik ortamda bilgisayarlar aracılığı ile görüntüye dönüştürülür. Bu şekilde vücuttaki normal ve anormal (metabolik fonksiyon bozukluğu gösteren dokular) bölgeler üç boyutlu olarak görüntülenir. PET/BT: PET tetkiki sırasında vücudun bilgisayarlı tomografik tetkiki yapılarak yine üç boyutlu olarak görüntüler elde edilir. PET incelemesinde anormal olarak izlenen bölgenin tomografik görüntüde vücuttaki hangi organ veya yapıya ait olduğu, yani anatomik yerleşimi belirlenir. PET/BT, özellikle onkolojide tümörün saptanması, derecesinin belirlenmesi (evreleme), tedaviye yanıtın değerlendirilmesi, radyoterapi planlaması ve bazı durumlarda mevcut olan kitlenin iyi ya da kötü huylu olup olmadığının tespit edilmesinde kullanılan en ileri medikal görüntüleme tekniklerinden biridir. Ayrıca epilepsi hastalarında sara odağının belirlenmesi, Alzheimer hastalığı gibi nörolojik olgularda teşhisin erken dönemde konulması ve kalp krizi sonrası kalpte canlı doku varlığı araştırılmasında da kullanılmaktadır. En önemli özelliği fonksiyonel bilgi vermesi ve tüm vücut görüntülerinin 3 boyutlu olarak alınmasıdır.

En sık kullanım alanı onkolojik çalışmalardır. (% 85) oranında).

Ayrıca kalp (%10) ve beyin (% 5) içinde PET çekimleri yapılabilir.

1- Onkoloji çalışmalarında tüm vücut görüntüsü alınır. Şüpheli lezyonun kanser dokusu içerip içermediği, vücuda yayılımının olup olmadığı, yapılan tedavilerin etkinliği, tedavi sonrası nüksler (tekralaması) hakkında bilgi verir.

2- Kardiak PET; sadece kalbe ait görüntüler alınır. Kalp kasının canlılığının tespitinde kullanılan en güvenilir yöntemdir.

3- Beyin PET; özellikle medikal tedaviye dirençli ve cerrahi tedavi düşünülen epileptik odakların yerleşiminin tesbit edilmesinde, Alzheimer hastalığının erken tanı ve diğer tip demanslardan ayrımının yapılmasında kullanılır.

1-Diğer görüntüleme yöntemleri ile tespit edilen kitlenin malignite olasılığının araştırılmasında;

-Akciğer kanseri

-Ösefagus kanseri

-Kolorektral kanser

-Lenfoma

-Melanoma

-Over-serviks kanserleri

-Baş-boyun kanserlerinde kullanılabilir.

2-Bilinen tümoral kitlenin tedavi öncesi ilk evrelendirilmesi ve tedavi sonrası evrelendirilmesinde;

-Akciğer kanseri

-Ösefagus kanseri

-Kolerektral kanseri

-Melanoma

-Over-serviks kanserleri

-Baş-boyun kanserlerinde kullanılabilir.

3-Tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde; hastanın aldığı kemoterapinin etkinliğinin yetersizliği erken dönemlerde tespit edilirse tedavi şeması değişebilir.

4-Tedavi sonrası takiplerde, nükslerin veya rezidü dokunun değerlendirilmesinde

5-Primer tümörün evrelendirilmesi ve prognoz tayininde (özellikle bilinen bir baş-boyun tömürü veya glioma gibi beyin tümörü)

6- Bilinen bir kitlede biopsi yerinin tespitinde; uptake’in yoğun olduğu yerden alınan biopsi doğru teşhisi oranını arttırır.

Günümüzde en çok (%95 oranında) glikoz metaboizmasını gösteren f-18 ile bağlanmış FDG (2- Florodeoksi-D-glikoz) kullanılmaktadır. Ayrıca C-11, N-13, 0-15 gibi pozitron yayıcı radyonüklidler, çeşitli ajanlarla bağlanarak perfüzyon (kanlanması), metabolizma ve reseptörler hakkında bilgi sağlamak için kullanılmaktadır. (Bunların çoğu rutinde kullanılmaktadır).

SABAH RANDEVUSU OLAN HASTALAR İÇİN

Çekimden bir gün önce 00.00’dan ve 01.00’den sonra hiçbir şey yenilip, içilmeyecek (su içilebilir sadece).

ÖĞLEDEN SONRA RANDEVUSU OLAN HASTALAR İÇİN

Çekimin yapılacağı gün sabah 06.00-07.00 gibi hafif bir kahvaltı yapılabilir. Sonrasında hiçbir şey yenilip içilmeyecek. (Su içilebilir sadece). Hasta kalın ve üzerinde metal bulunmayan kıyafetler giymelidir. (fermuar gibi)

  • Gelirken mutlaka eski tetkiklerini yanında getirmelidir. (Çekilmiş olduğu filmler ve raporlar)
  • Çekimden önce en az 6 saatlik bir açlık gerekmektedir.
  • Şeker hastalığı varsa doktorumuzla görüşmelidir.
  • Randevu saatinden yarım saat önce merkezimizde olmalıdır.
  • Kesinlikle sigara, kahve ve çay içilmeyecektir.

Öncelikle hastanın kan şekerine bakılır. 60-150 mg/dl arasında ise hasta için hazırlanmış odada damardan radyoaktif madde verildikten sonra ilacın vücuda yayılması için 45 dk sakin şekilde yatırılır. Hasta bu dinlenme süresini mümkün olduğunca hareketsiz ve konuşmadan geçirir. Bekleme süresi sonunda mesanesi boşalttırılan hasta çekim odasına alınır. Çekim de 45 ile 60 dakika kadar sürede tamamlanır.

Çekimi biten hasta 30 dakika kadar bir bekleme odasında dinlendirilir. O esnada da ek görüntü gerekip gerekmediğine bakılır. Ek çekim gerekmiyorsa hasta bir şeyler yiyip içebilir ve evine gönderilir.

Evet yüksektir, ancak kısa sürede (yaklaşık 6 saat) vücuttan atılır. Hastaya radyoaktif madde verildiği için enjeksiyondan en az 6-8 saat sonrasına kadar hamile bayanlar ve küçük çocuklardan uzak durmaları gereklidir.

BT veya MR çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisinin takibinde uzun süredir kullanılmaktadır. BT ve MR da oluşan görüntüler çoğunlukla anatomik yapı hakkında bilgi sağlamaktadır. Ancak, örneğin akciğerde saptanmış olan bir kitlenin kanser olup olmadığı hekim ve hasta açısından her zaman sıkıntı yaratmıştır. PET/CT incelemesi ile bu kitlenin hem metabolik davranışı hem de anatomik yerleşimi hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür.

Glukoz tüm hücreler için vazgeçilmez bir enerji kaynağıdır. Ancak kanserli hücreler, normal hücrelere göre daha yüksek metabolizmaya sahiptir ve dolayısıyla daha fazla glikoza gereksinim duyarlar. Hastaya damar yolu ile verilen işaretlenmiş glukoz bir süre sonra kanserli hücreler tarafından daha çok kullanılmaya başlar. PET tetkiki ile vücudun glukoz tüketim haritası oluşturulur. Bu şekilde glukozu aşırı kullanan anormal bölgeler tespit edilebilir.

PET, ilaç tedavisine cevabın ölçümünde BT ve MR’a göre belirgin üstünlükler sağlamıştır. PET tetkiki ile tedavi öncesi ve sonrası kanserli dokunun metabolik düzeyleri karşılaştırılarak, tedaviye cevabın yeterliliği moleküler düzeyde ve erken dönemde gösterilebilir.

Hangi Kanser Türlerinde Daha Çok Kullanılıyor?

-Akciğer

-Meme

-Lenf bezi (lemfoma)

-Beyin -Kafa kaidesi-Nazofarinks-Boyun

-Kalın Bağırsak (Kolon)

-Yemek Borusu

-Tiroid

-Rahim ağzı (serviks)

-Pankreas vb.

Var olan lezyonun iyi ya da kötü huylu olup olmadığını ayırt etmek. (Tanı).

Hastalığın yaygınlığını saptamak. (Evreleme)

Tanılı hastanın gördüğü tedaviden ne oranda fayda sağladığını saptamak. (Tedaviye yanıt)

Yeni oluşan bir lezyonun, hastalık ile ilişkisini saptamak. (Yeniden evreleme)

Radyoterapi uygulanacak lokalizasyonun belirlenmesi, böylece sağlıklı dokunun korunması.

Alzheimer hastalığında beynin belirli bölgelerinde fonksiyon azalması olduğundan, bu kesimlerde glukoz metabolizması azalır. PET incelemesi ile bu bölgeler tespit edilerek, bu hastalığın diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı yapılabilir. Böylece erken tanı ve doğru tedaviye olanak sağlar.

Parkinson ellerde titreme şikayeti ile ortaya çıkan bir hastalıktır. F-DOPA adı verilen aminoasit PET ile kullanılarak beyinde dopamin eksikliğinin olup olmadığı saptanabilmektedir.

Epilepsi, diğer adıyla Sara hastalığına neden olan beyindeki odağın belirlenmesinde de PET etkili bir yöntemdir. Günümüzde epilepsi cerrahisinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ancak başarılı bir cerrahi girişim için epilepsiye neden olan odağın bulunması ve yerleşiminin doğru olarak tanımlanması gerekmektedir. Cerrahi girişimin planlanması için bu vazgeçilmez bir koşuldur.

PET tetkiki ile vücudun hemen hemen büyük bir kesimi incelendiğinden, kanserli dokunun lenf bezleri veya diğer organlara yayılıp yayılmadığı ortaya konulur. Kanserli yapı;

-Sadece herhangi bir organda sınırlı kalabilir.

-Çevresel ve/veya uzak lenf bezlerine yayılabilir.

-Komşu organlara veya karaciğer, kemik ve beyin gibi uzak organlara yayılım gösterebilir.

PET/CT tetkiki ile hastalığın sınırları doğru olarak belirlenebilir. Biz buna evreleme diyoruz. Doğru evreleme ise uygun tedavi yöntemlerinin seçilmesine olanak sağlar. Yani kemoterapi mi, ameliyat mı, ışın tedavisi mi? Yoksa birlikte mi?

“Operasyonla akciğerimdeki kitle çıkarılmıştı. Altı ay sonra kontrol için BT tetkiki yaptırdım ve ameliyat bölgesinde anormal bir yapı değişikliği (yumuşak doku dansitesi) olduğu bildirildi. Acaba kanser tekrarladı mı?”

BT tetkikinde ameliyat bölgesinde oluşan ve skar dokusu olarak adlandırılan bu değişiklikleri yorumlamak görüntüleme biliminin en sıkıntılı ve zor işlerinden biriydi. Ancak PET tetkiki yapılarak BT’de saptanan bu oluşumun ameliyat sonrası normal değişiklikler mi, yoksa tekrarlama (nüks) gösteren kanser dokusu mu olduğu ortaya konulabilir.

PET, ilaç tedavisine cevabın ölçümünde BT ve MR’a göre belirgin üstünlükler sağlamıştır. PET tetkiki ile tedavi öncesi ve sonrası kanserli dokunun metabolik düzeyleri karşılaştırılarak, tedaviye cevabın yeterliliği moleküler düzeyde ve erken dönemde gösterilebilir.

PET tetkiki sırasında damar yolu ile verilecek madde her hasta için özel olarak sipariş ile geleceğinden, işlem için mutlaka randevu alınması gerekmektedir.

Damar yolu ile sıvı madde verildikten sonra hasta sakin bir ortamda 45-60 dakika beklemektedir.

Bu süre sonunda hasta cihaza alınır ve 15-25 dakika içerisinde işlem bitirilir.

X